Kara komedi-gerilim türündeki “Nasıl Katil Olunur” ile “Kuru Taşın Başı” adlı belgesel film, sinema severlerle buluştu. “Nasıl Katil Olunur”, kara mizah unsurlarıyla sınıfsal eşitsizlik ve intikam temasını işlerken, “Kuru Taşın Başı” belgeseli, Yusufeli’nde baraj inşaatı sonrası yok olan köylerin hikayesini ve hafızayı mercek altına alıyor.
Film, John Patton Ford’un, ABD Film Enstitüsü’nden mezuniyet projesi olan “Patrol” adlı kısa filmde tanıttığı, maddi zorluklar nedeniyle suça yönelen bir karakterin etrafında şekillenen öykülerle açılıyor. Güney Carolina’nın kırsal bölgelerinden gelen Ford, ekonomik sıkıntılar nedeniyle hayallerine ulaşmakta zorlanan insanların yaşamlarını sinemaya taşıyor. “Bağımsız Ruh” ödülüne layık görülen ilk filmi “Emily the Criminal” ile anti kahramanlık temalarını işleyen Ford, ikinci filmi “Nasıl Katil Olunur”dan önce Ealing Stüdyoları’nın klasik kara komedi yapımlarını inceledi. Bu süreçte, Robert Hamer’ın “Nazik Kalpler ve Taçlar” adlı kült filminden esinlenerek, kendi yorumuyla modern bir versiyonunu çekmeye karar verdi.
Filmde, zengin Redfellow ailesi tarafından dışlanan 18 yaşındaki Mary’nin, öz ailesinden intikam almak isteyen oğlu Becket’in hikayesini izliyoruz. Becket’in hapisteki yaşamına odaklanarak, mizah ve gerilim unsurlarını harmanlayan film, izleyiciye düşündürücü tematik alt metinler sunmayı amaçlıyor. Glen Powell’ın etkileyici performansıyla canlandırdığı Becket karakteri, hikayenin merkezinde bulunuyor. Film, düşük bütçesine rağmen (15 milyon dolar) güçlü bir anlatıma sahip ve Güney Afrika’da çekilen sahneleriyle dikkat çekiyor. Powell’ın yanı sıra Ed Harris, Margaret Qualley, Jessica Henwick ve Topher Grace gibi isimler de filmde önemli roller üstleniyor.
Öte yandan, Yeşim Ustaoğlu’nun senaryosunu yazıp Selen Heinz ile birlikte yönettiği “Kuru Taşın Başı” belgeseli, dünya prömiyerini Mart ayında 28’inci Selanik Uluslararası Belgesel Film Festivali’nde gerçekleştirdi. Ustaoğlu ve Heinz, gösterime katılarak izleyicilerin sorularını yanıtladı. Ustaoğlu, Doğu Karadeniz’in köylerinde mekân ararken Yusufeli Barajı’nın yerel halk üzerindeki yıkıcı etkilerini gözlemledi. “Bu proje sayesinde bölge halkının hayatında yarattığı zorlukları göstermek istedik,” diyen Ustaoğlu, Yusufeli ve çevresindeki yedi köyün su altında kalmasını ve bunun getirdiği kayıpları gözler önüne seriyor.
150 yıllık tarihinde yedinci kez yer değiştiren Yusufeli halkının yaşadığı dramı anlatan belgesel, yerel halkın karşılaştığı zorlukları ve yaşam mücadelesini belgeliyor. “Evlerimiz su altında kaldı, meyve ağaçlarımız yok oldu, artık tüketici durumundayız. Yaşama tutunmak için mücadele ediyoruz,” diyen yerel halkın sesi, belgeselin önemli bir parçasını oluşturuyor. “Kuru Taşın Başı”, izleyicilere hem duygu dolu bir hikaye sunuyor hem de unutturulmaya çalışılan bir hafızayı yeniden canlandırıyor.